05 Mart 2009 Perşembe
Bizi artık buradan takip edebilirsiniz
Devamını okuyun...>>
19 Aralık 2008 Cuma
Kariyer Planlamada Koçluk Dönemi
Eğitişim Kariyer Enstitüsü konuşmacılarından Altan Öymen'in konuşması kariyer nedir sorusunun cevabını kısa ve öz bir biçimde açıklıyor.
Altan Hanım'ın konuşmasından bir kaç önemli alıntı vereyim:
- Kariyer koçluğu nedir sorusunun cevabı, kişinin kendi geleceğini kariyer odaklı olarak stratejik adımlarla planlamasıdır.
- Tüm insanların hayatlarının bir döneminde kariyere ihtiyacı olduğunu söyleyebiliriz.
- Kariyer dediğimiz süreç, üniversiten ya da liseden mezun olduktan sonra başlayan bir süreç değil. Kariyer dediğimiz şey bizim aslında çok daha genç yaşlarımızda başlayan bir şey ,biz sadece farkında değiliz.
- Kariyer dedğimiz şey sadece kariyerle kalmıyor,bütün yaşamımızı etkiliyor.
Devamını okuyun...>>
02 Aralık 2008 Salı
Nerede o eski Kariyer Günleri...

Türkiye'de kariyer günleri etkinliklerinin geçmişi 1970'li yıllara kadar dayanıyor. Türkiye'ye yeni yeni girmeye başlayan uluslararası firmalar, ülkelerinde yaptıkları kariyer günlerini bize de taşımışlardı. Boğaziçi, ODTÜ gibi üniversitelerde başlayan kariyer günleri, zamanla tüm üniversitelere yayıldı. Şirketler gider kendileri anlatır, öğrencilerle tanışırdı. Böylece ortak bir zeminde her iki tarafda kendini anlatma imkanı bulurdu. Bir süredir şirketler de öğrenciler de kariyer günleri etkinliklerinde istediklerini bulamadıklarından yakınıyor. Hatta kariyer günleri etkinlikleri düzenlemeyi bırakan firmalar var. Aynı şekilde ilgi göstermeyen öğrencilerde... Bunda birazda internetin etkisi oldu. Şirketler web sayfalarında kendilerini anlatmayı tercih ediyor. Öğrenciler de okulda şirketlerin kuru ve tekdüze sunumlarından sıkıldı. İnteraktif olmayan kariyer günleri buluşmaları tarihe mi karışıyor diye endişelenmiyor değilim.
İşte bu durumun bazı nedenleri;
1- Etkinlikler yeterli değil. Sadece sektöre ait bir kaç rakam ve şirketin sahip olduklarını öğrenebiliyorsunuz. Asıl sektörde çalışanları getirerek onların tecrüblerini artıracakları bir platform oluşturulması gerekiyor.
2- Öğrencilerin iş hayatı ile ilgili akıllarında daha net ve somut bilgiler kurması sağlanmalı.
3- Şirketler,kendi şirketlerini tanıtırken çok fazla reklama kaçıyor ve bu itici oluyor.
4- Şirketler sadece son sınıf öğrencilere önem vererek rahatsız edici bir durum oluşturuyor.
5- Power Point sunumlar inanılmaz can sıkıyor.
6- Öğrenciler artık umutsuzca CV bırakılan günler olarak isimlendiriyor.
Devamını okuyun...>>
28 Kasım 2008 Cuma
DJ'lijten genel müdürlüğe

Genç işi dergi Planet Young siz genç kariyercilere güzel örnekler sunmaya devam ediyor.Geçen ay ki konukları Metin Tarakçı ile yaptıkları söyleşiyi burada paylaşmaya değer gördüm. İyi okumalar.
Önce DJ’lik, sonra işletmecilik, bu arada turist rehberliği ardından finans sektöründe kariyer ve son olarak CMC Genel Müdür Yardımcılığı. Bu listeye spor aktivitelerini eklemedik. Onlar da yazının ilerleyen bölümlerinde karşınızda olacak. CMC Genel Müdür Yardımcısı Metin Tarakçı, birbirinden dağlar kadar farklı tüm bu kariyer noktalarının tek bir ortak noktasına işaret ediyor: İnsan ilişkilerine ve insanların ihtiyaçlarına, bunları anlamaya, çözümler geliştirmeye dayanması. Ortaköy’de Ceneviz Kahvesi’nde önce servisle işe başlamış Tarakçı, sonra barmen olmuş. “Sonra DJ’i işten çıkarttılar ve benim de zengin bir müzik arşivim vardı” diyen Tarakçı, böylece müziğe yönelmiş. “O dönem, yani 90’ların başı rock ağırlıklı bir dönemdi” diye hatırlıyor Tarakçı. O’nun tercihi ise acid jazz olmuş. Bu konuda ilginç bir anısını şöyle anlatıyor: “Almanya’da çok bağlantım vardı ve oradan ciddi bir arşiv getirmiştik. Akşam üstleri gelen bir müşterimiz bu türün ne olduğunu sordu, ben de ona anlattım. O da, benimle röportaj yapmak istediğini söyledi. Böylece 1990 veya 1991’de Cumhuriyet gazetesinde yarım sayfa ‘Ceneviz Kahvesi’nde Türkiye’ye Acid Jazz’ı getiren DJ’ diye haberim çıktı.” Sonra Bebek’te o dönemin ünlü bir mekanının ortağı olma fırsatı önüne çıkmış Tarakçı’nın. “Böylece birkaç sene kendi işimi yaptım” diyen Tarakçı, şöyle devam ediyor: “Sonra bir başkasına devrettik işi ve ben de okula ağırlık verdim. Ardından Zihni ve Pascha’nın müzik direktörlüğünü eş zamanlı olarak yürüttüm. 1993, 1994 döneminde bir ekip olarak bu mekanların müziğini yaptık. Nişantaşı’nda da çalıyordum. İşi ilerletmiştim ve bu alanda kalmayı planlıyordum.”
Finansta kazanımlar
Ama olmamış… Keyifli bir işe rağmen, en büyük sıkıntıyı geceleri çalışmak olarak gösteren Tarakçı, “Ters yaşıyordum” diye durumu özetliyor. Böylece gündüze geçme kararı almış Tarakçı ve Koçbank’ta müşteri temsilcisi olarak çalışmaya başlamış. Bunu radikal bir geçiş olarak nitelendiren Tarakçı, şu yorumda bulunuyor: “DJ’likten önce Almanca rehberliği de yaptım. Bu işler mi beni buldu, ben mi bu işlere yatkındım bilmiyorum. Çağrı merkezi işine geçtikten sonra korelasyonu kurdum: Sektörler farklı olsa bile hep insanlarla iletişimi olan bir işim oldu, insanlarla bağlantı kurmak, ihtiyaçlarını görmek ve çözüm üretmek kariyer tablomu oluşturdu.”
Finans sektöründe köklü bir deneyimi olan Tarakçı, alternatif dağıtım kanalları, özel projeler gibi o yıllarda yeni yeni gelişen bölümlerde görev almış hep. O yıllarda bir bankada istihdam edilmenin en iyi yolunun, bu tarz yeni oluşan departmanlarda görev almak olduğunu hatırlayan Tarakçı, “Kısa zamanda internetin, telefon ve cep telefonunun iletişimin yeni trendleri olduğunu, bunların yaygınlaşmasıyla büyük fırsatların doğacağını da gördüm” diye ekliyor. O dönemde bu düşünce yapısı ile uzmanlaşmak istediği alanlarda birçok projeye gönüllü olan Tarakçı, böylece özel projeler ve iş geliştirme olarak kariyerinde ilerlemiş, işin teknik yanını da öğrenmiş. “Böylece iş sadece teknolojide kalmadı, eğitim, kalite yönetimi, müşteri segmentasyonu gibi konulara da girdim. Sektörün her bir parçasında yer aldım” diyen Tarakçı ve CMC’nin yolu 2005 yılında kesişmiş. Kaçınılmaz olarak müzik artık bir hobi haline gelmiş. “Ama şirket partilerinde ben çalarım” eklemesini de yapmadan geçmiyor Tarakçı.
Sporsuz asla!
Müzikten spora geçtiğimizde; su kayağı, wakeboard, trekking, rafting, snowboard gibi adrenalin dozu yüksek sporlar görüyoruz. Yürümeyi, farklı yerleri görmeyi ve gezmeyi sevdiğini söyleyen Tarakçı, trekking ilgisinin buradan geldiğini belirtiyor. Konu su sporları olunca yüzmekle arası pek olmayan Tarakçı, bunun yerine alternatiflerini seçme yoluna gitmiş. Hatta bu hobilere ‘su kayağı hocalığı’ ile başlamış. Tarakçı anlatıyor: “1988 yazında Fethiye’de bir tanıdığımızın teknesi vardı. ‘Bana yardımcı olur musun?’ diye başlayan su kayağı hocalığım oldu. İşin komik tarafı; hiç su kayağı yapmamış biri olarak, kişilere teorik olarak su kayağını öğretiyordum. Aradan birkaç yıl geçtikten sonra denemeye karar verdim. Diğer su sporları da bunun bir uzantısı oldu.”
Eşiyle birlikte kış sporlarını, su sporlarını, trekking’i keyifle yaptıklarını ifade eden Tarakçı, ilk motorsikletini 18 yaşında almış. Ufak tefek kazalara rağmen motorsikletle arasına mesafe koymayan Tarakçı, fırsat buldukça, Hezarfen’deki motocross pistine kaçtığını, boş alanda keyifle ve güvenle sürdüğünü ifade ediyor. Gerek amatörlerin gerekse profesyonellerin motor sürüş keyfine ulaştığı bir alan olan Hezarfen, Tarakçı için keyifli bir açılım olmuş. Su sporları tam gaz, trekking’siz de olmaz. Müzik ise biraz geri planda ama Tarakçı, “Ama arşiv sağlam” diye gururla eklemeyi ihmal etmiyor.
Devamını okuyun...>>
18 Kasım 2008 Salı
Seni İstiyorum

İşte gençlerin en çok çalışmak istediği şirketler
KOÇ VE SABANCI HOLDİNG GİBİ TÜRKİYE’NİN KÖKLÜ ŞİRKETLERİ GENÇLERİN GÖZDESİ OLMAYI SÜRDÜRÜYOR. AMA GENÇLERİN EN ÇOK ÇALIŞMAK İSTEDİĞİ ŞİRKET, DÜNYA DEVİ MICROSOFT...
Planet Young ve Data Profil ortak çalışması olan “Gençlerin Çalışmak İstediği İlk 5 Şirket” araştırması, artık kariyer planında bilişim ve yazılım şirketlerinin ilk sıralara yerleştiğini gösteriyor. Yapılan araştırımada “En çok çalışmak istediğiniz” şirket sıralamasında birinci Microsoft çıktı. Microsoft’u sırasıyla Koç Holding, Sabancı Holding, Google ve Eczacıbaşı takip etti. Yani favori 5’e bilişimciler iki firma sokmayı başardı. Boğaziçi, İstanbul, Marmara, Yeditepe, Bahçeşehir, Bilgi, Koç, Sabancı, ODTÜ, Bilkent, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi’nde eğitim gören 18-25 yaş arasındaki 4 bin 335 katılımcı, lisans, master öğrencileri ile yeni mezun çalışanlardan seçildi. Katılımcılara “En çok çalışmak istediğiniz ilk 5 şirketi önem sırasına göre belirtiniz”, “İlk 5 şirketi tercih etme sebepleriniz nelerdir” ve “Şirketleri seçerken dikkat ettiğiniz kriterler nelerdir” soruları yönetildi.
Data Profil’in tüm operasyonu yürüttüğü araştırmada, şirketlerin tercih edilmesinde en önemli kriterin ‘sektöründe öncü olması’ olduğu ortaya çıktı. Microsoft ve Google’ın uluslararası başarısı, yerel piyasaya çok çabuk entegre olması da tercih edilmelerini sağladı. Şirketlerin yeni mezunlara sunduğu kariyer ve eğitim olanakları da seçimde etkili oluyor.
En çok çalışmak istenilen birinci şirket sıralamasından en fazla oyu olan Microsoft oldu. Anketi yanıtlayan 736 kişinin 63’ü Microsoft’u seçti. En çok çalışmılmak istenen birinci şirket sıralamasında Koç Holding 58 kişinin tercihiyle ikinci oldu. Peşinden Sabancı Holding, Google ve Eczacıbaşı geliyor. Yakın zamana kadar Sabancı, Koç ve diğer yerli yatırımcılar tercihlerde ilk sıralarda kendine yer bulurken artık global ve Türkiye’de yatırım yapan, ofisi bulunan şirketler tercihlerde etkili oluyor. İlginin, bilişim, telekom ve finans sektörlerinde yoğunlaşttığı dikkat çekiyor. Listeye ilk 5’te giren Koç ve Sabancı grubunun her üç sektörde yatırımının bulunduğunu hatırlatalım.
En çok çalışmak istedikleri şirketleri seçen katılımcıları, şirketin sektöründe öncü olması etkiliyor. Anketi yanıtlayanların yüzde 16’sı seçimlerinde bu unsura dikkat ettiğini belirtmiş. Tabii listenin başındaki şirketin Microsoft olduğunu gördüğümüzde, ikinci sebep de kendiliğinden ortaya çıkıyor, ‘kariyer olanakları’ ve ‘uluslararası bir şirket olması’... Her iki yanıt yüzde 10’un üzerinde etkili olmuş. Bunun yanı sıra seçimde şirketin dinamik olması, CV’de görünmesi, kişisel gelişim olanakları da etkili unsurlar arasında yer alıyor. Şirketlerin seçiminde maaş da önemli rol oynuyor. Anketi yanıtlayanların yüzde 15’i seçim yaparken parasal sebeplere dikkat ettiğini vurgulamış. Şirketlerin rakipsiz olması, kişisel gelişim olanağı sunması, seçim yapılırken dikkat edilen kriterlerden bazıları.
EN ÇOK ÇALIŞILMAK İSTENEN ŞİRKETLER
| Microsoft | 63 |
| Koç Holding | 58 |
| Sabancı Holding | 57 |
| | 51 |
| Eczacıbaşı Holding | 42 |
| Coca-Cola | 38 |
| THY | 31 |
| Turkcell | 29 |
| Apple-Bilkom | 28 |
| Mercedes | 28 |
| Doğan Holding | 26 |
| Procter&Gamble | 22 |
| Garanti Bankası | 21 |
| Anadolu Grubu | 18 |
| Borusan | 17 |
| Alarko Holding | 16 |
| Bayer | 16 |
| Avea | 14 |
| Yapı Kredi Bankası | 14 |
| Philip Morris | 14 |
| Unilever | 12 |
| Sony | 11 |
| Zorlu Holding | 11 |
| Bosch | 10 |
| Ford | 9 |
| Ülker | 9 |
| Eti | 9 |
| HP | 8 |
| Siemens | 7 |
| Digitürk | 5 |
| Ereğli Demir Çelik | 5 |
| HSBC | 5 |
| Goldaş | 4 |
| Toyota | 4 |
| Boyner | 4 |
| Türk Telekom | 4 |
| Vestel | 4 |
| BP | 3 |
| Oyak-Renault | 2 |
| Vodafone | 2 |
| Kodak | 2 |
| Tüpraş | 2 |
| Shell | 1 |
|
|
|
| En çok çalışılmak istenen ikinci şirketler |
|
|
| Koç Holdi | 59 |
|
| Sabancı Holding | 50 |
|
| Microsoft | 44 |
|
| | 40 |
|
| Eczacıbaşı | 36 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| En çok çalışılmak istenen üçüncü şirketler
|
|
|
| Koç Holding | 50 |
|
| Sabancı Holding | 44 |
|
| Turkcell | 37 |
|
| Microsoft | 34 |
|
| | 29 |
|
| Eczacıbaşı | 29 |
|
|
|
|
|
Devamını okuyun...>>
11 Kasım 2008 Salı
Kariyeriniz ve Internet
İNTERNET ÜZERİNDEN İŞ VE ELEMAN ARAMAK ARTIK HAYATIMIZIN SIRADAN OLAYLARI ARASINA GİRDİ. BU İKİ ALANI YILLARDIR BULUŞTURAN YENIBIRIS.COM’UN GENEL MÜDÜRÜ DENİZ CEYLAN KILIÇLIOĞLU,
PLANET YOUNG DERGISINDE YAYINLANAN ROPOTAJINDA SEKTÖRÜNÜ VE KARİYER ÖYKÜSÜNÜ ANLATTI.

Yenibiris.com’un yolculuğu 2000 yılında yenibir.com olarak başlamıştı. Hürriyet.com ile birlikte çıktıkları yola, 2005 yılında yine Doğan Yayın Grubu çatısı altında ama tek devam etti. Yenibiris.com Genel Müdürü Deniz Ceylan Kılıçlıoğlu, insan kaynakları (İK) sitesi fikrinin nasıl doğduğunu ve bugüne nasıl geldiğini anlattı. Aslında yenibiris.com’un hikayesi Kılıçlıoğlu’nun kariyer hikayesine paralel ilerliyor. Kılıçlıoğlu, yeni bir iş alanını nasıl keşfettiğini, bunu yöneticilerine nasıl sunduğunu anlattı.
İnternetten iş aramaya nasıl başladık?
Deniz Ceylan Kılıçlıoğlu: İnternetin dünyadaki gelişimine bağlı olarak İK’da da interneti kullanmak kaçınılmaz oldu. Çünkü internet, iş arayan ve işverenin birbirini çok hızlı bulduğu bir mecra.
Yenibir.com’dan yenibiris.com’a geçiş nasıl oldu?
Yenibiris.com’un 2005 yılında kendisi için çalışan sayısı 2’ydi. Bugün 110 kişilik bir ekibiz. Odaklılık çok önemli. Yenibir.com iken yazılım ekibi Hürriyet Online, satış ekibi ise Hürriyet İK ile birlikteydi. Ekibin üzerinde odaklanılmış tek bir iş olmaması tabii ki doğru değildi. Şirketleştiğimizden bu yana çok daha farklı bir vizyonla hareket ediyoruz. 2005 yılında piyasaya çıktığımızda, databankımızda 1 milyon 400 cv vardı, bugün bu sayı 6 milyonu buldu. Çok hızlı yol katettik çünkü odaklanarak büyüdük.
Yenibiriş.com, iş arayanlar ve şirketler için nerede konumlanıyor?
Biz insan kaynakları yöneticilerinin veya işverenlerin aday seçme sürecinde çözüm ortağı olarak kendimizi konumlandırıyoruz. Herhangi bir İK yöneticisinin aday arama sürecine girdiğinde aklına ilk gelen araç olmayı istiyoruz. O yüzden kendimizi İK yöneticisinin sağ kolu olarak görüyoruz. Adaylar açısından aynı şekilde bakıyoruz.
Kişisel gelişimle ilgili çalışmalarınız da var. Bu konuda bilgi verir misiniz?
Kişisel gelişim etkinliklerimiz aynı alanda hizmet verdiğimiz diğer şirketlerden bizi ayrıştıran bir özellikle. Etkinlik düzenlemede ve sponsor olmada çok aktifiz. Çok geniş bir segmente odaklanıyoruz. Öğrenciden genel müdüre kadar her pozisyonda, her düzeyde çalışan veya iş gücüne katılmaya hazır potansiyel adaylara hizmet ve hitap etmek zorundayız. Bu nedenle yıl içinde yüzü aşkın etkinliğe ya sponsor oluyoruz ya da kendimiz düzenliyoruz. Yaptığımız toplantıların hiçbirinden ücret almıyoruz. Üniversitelerle çok yakın ilişkimiz var ve her yıl üniversitelere yönelik iş rehberi yayınlıyoruz.
Sizi etkileyecek bir CV’de neler olmalı?
Bir yeni mezundan örnek verelim. Satış pozisyonuna başvurduğunu varsayalım. Ben olsam CV’sinin tecrübe kısmında öğrenciyken bir satış organizasyonu içinde parttime ya da gönüllü olarak çalıştığını, öğrenci klüplerinde görev yaptığını gösteren bir kişiden etkilenirdim. Bu deneyimin muhakkak bir şirket çatısı altında olması gerekmiyor. Bir sivil toplum kuruluşunda gönüllü çalışma da olabilir, okuldaki bir klüpte de olabilir. CV’de adayın istekliliğini ve inisiyatif alabilme yetkinliğini gösterecek cümleler ararım. Altını doldurabileceği bir takım faaliyetleri olmasını beklerim. Mesela hobiler kısmı her zaman geçiştiriliyor ve kitap okumak, seyahat etmek gibi şeyler yazılıyor. Aslında hobi, insanın kimliğini, yaşama bakışını gösteren bir ipucudur. Hobiler kısmında kitap okumak yerine biyografi okumak gibi daha spesifik ilgi alanları olan adayları ben daha farklı bir noktaya koyuyorum. Ayrıca mülakatta ‘boş zamanlarında ne yaparsın’ diye sorulduğunda, ‘arkadaşlarla gezerim, dolaşırız’ yanıtı bana o adayın zamanını heba ettiğini gösterir. Tabii ki arkadaşlarla dolaşmak gerekiyor ve hoş birşey ama bunu bir hobi gibi göstermek, boş zamanlarımı böyle değerlendiriyorum demek hoş değil. Zamanınızı nasıl değerlendirirsiniz sorusunun altında aslında ‘kendine nasıl yatırım yapıyorsun, kendini nasıl geliştiriyorsun’ sorusu var. Bir yeni mezunun özgeçmişinde bunu görmek isterim. Pozisyon farklılaştıkça, yetkinlik arttıkça sorulacak daha farklı sorular var. Örneğin çalışan kişi özgeçmişinde çoğunlukla belirtmez; yöneticidir siz de bir yönetici arıyorsunuz. Daha önceki işyerlerinde kendisine bağlı kaç kişi çalışmıştır, kendisi kime rapor etmiştir, rapor ettiği kişinin örgütteki yeri nedir gibi bilgilere yer vermez. Halbuki bunlar önemlidir.
İşe nasıl başladınız?
1994 yılında Hürriyet Gazetesi’nde reklam departmanında işe başladım. Reklam müşteri temsilcisi olarak. Çocuk gereçleri ve endüstriyel ürünler gibi sektörel ilanlardan sorumluydum. Bunun yanı sıra eleman ilanları sorumluluğu verildi çünkü junior olarak başlamıştım. O sektörü bilmiyordum. O yüzden atıl, kimsenin almak istemediği sektörler bana verilmişti. Fakat eleman ilanları çok hızlı gelişti. İlk başta 2 sayfa eleman ilanı yayınlıyorduk. 1994’te yaşanan ekonomik krizle birlikte birden bire ilan artışı yaşandı. Kriz öncesi zaten ‘neden bir İK gazetesi yapmıyoruz’ diye düşünmüştüm ve bunu yönetime sunmuştum.
Bu fikir nasıl doğdu?
Ben eleman ilanlarından sorumlu olduğum için danışmanlarla, İK yöneticileriyle görüşüyordum. Hepsi sürekli bizim de anlatacağımız şeyler var, niye gazetede bize yer verilmiyor, niye bizim haberlerimiz çıkmıyor diyorlardı. Sonra gazetenin içinde onlara yer mi ayırsak derken ek yapmayı önerdim. 6 ay pazar araştırması yaptım. 50–60 şirketle, İK yöneticisiyle, reklam ajanslarıyla görüştüm. Reklam ajansları ‘kesinlikle tutmaz’ dediler ama öyle olmadı. Bugün Hürriyet İK, basının en güçlü markalarından biri.
İlerleyişiniz nasıl oldu?
Müşteri temsilcisi olarak başladım sonra müşteri ilişkileri yönetmeni oldum. Müşteri ilişkileri derken proje yönetmenliği yaptım. Proje çünkü ben sadece reklam satışı yapan bir müşteri temsilcisi olmadım. Ben hep pazarlama odaklı, ürün geliştiren, etkinlik düzenleyen, sponsor ilişkileri yürüten bir müşteri temsilcisi oldum. Her zaman kendime yeni iş alanları yarattım. Kimse bana ‘hadi bir konferans düzenle’ demediği halde kendim bunları organize ettim. Siz eğer kendinize yatırım yapıyorsanız, kendiniz gelişiyorsunuz. Sadece size verilen görevi yaptığınızda sınırlı kalıyorsunuz. Kendi başınıza hep bir işletmeci, bir girişimci ruhu ile hareket edip daha yeni ,daha fazla ne yapabilirim diye bakıyorsanız, sermayeniz birikiminiz, kendiniz oluyorsunuz. Bu sayede hem özgüveniniz çok yüksek oluyor hem de önünüze gelen fırsatlar çok fazla oluyor.

Devamını okuyun...>>
04 Kasım 2008 Salı
Önce iş sonra MBA
MBA yapacaksanız önce işe girmenizde fayda var... İş deneyimi ve teori birleştiği noktada MBA mükemmel sonuç veriyor.
İşletme Yüksek Lisans Programı (MBA), üniversite eğitimindeki son hedeflerinizden biri olabilir. Ancak bilmeniz gereken bir durum var. Tüm CEO’lar ve patronlar bir noktaya dikkat çekiyor: “Önce çalışın sonra MBA yapın.” Muhtemelen hayatınızın sonuna kadar pek çok eğitim alacaksınız ama MBA bunlar içinde önemli bir yere sahip olacak. Bunun için CEO’ların uyarısına kulak vermekte fayda var. Yani bir iki yıllık iş tecrübesinin ardından yapılacak MBA, daha etkili oluyor. Yeditepe Üniversitesi İşletme Yönetimi Profesörü Prof. Dr. İ. Atilla Dicle de aynı görüşte. Dicle, pek çok kurumun işe alımlarda lisans diploması dışında yüksek linsans yapılıp yapılmadığına dikkat ettiğini vurguluyor. Yönetici olmak isteyenlerin MBA eğitimi alması gerektiğini vurgulayan Dicle, eğitim programlarının yönetim ve organizasyon, örgütsel davranış, insan kaynakları yönetimi, finansman yönetimi, pazarlama, üretim yönetimi, teknoloji ve bilgi yönetimi konularında bilgi ve beceri kazandırdığını anlatıyor. Dicle, bu arada Amerika’da MBA yapmadan önce en az iki yıllık iş deneyimi edimek gerektiğine dikkat çekiyor. Bu sayede iş deneyimleri ve teorik bilgi aynı potada eritiliyor.
Türkiye’de ise tam aksine üniversiteleri iş deneyimini çok fazla önemsemiyor. Dicle, “Türkiye’de öğrenciler mezun olur olmaz MBA programlarına kabul ediliyor. Kanımca, Türkiye’deki uygulama son derece hatalı. İş deneyimine sahip öğrencilerle yapılan derslerde, öğrenciler yalnızca kitaplardan ve hocadan değil, birbirlerinden de çok şey öğrenebiliyor. İş deneyimi yüksek lisans çalışmalarını çok daha anlamlı ve yararlı kılabiliyor. Bilgi çağında, yalnızca bir diplomaya sahip olmak artık yeterli olmaktan çok uzak. Amaç öğrencinin kendisini en iyi şekilde yetiştirmesi olacaksa, öğrencilerin en az birkaç yıllık iş deneyiminden sonra MBA programlarına girmelerinde büyük yarar var” diyor. Geçen yıllarda sadece işletme programından mezun olanlarla kısıtlanan MBA programları, günümüzde tüm bölümlerden öğrenci kabul ediyor. Değişimde Türkiye’de yönetim ve yöneticilik anlayışının farklılaşması önemli rol oynuyor. Tecrübe, tanıdık ve kişisel ilişkilerin yerini bilimsel eğitim, bilgi ve beceri alınca MBA’in önemi de artıyor. Bununla birlikte yönetim noktalarına işletme dışındaki bölümlerden mezunların getirilmesi ile diğer bölümlerden mezun yönetici adaylarının MBA yapması gerekliliğini beraberinde getiriyor.

Devamını okuyun...>>
